
Aslında bu yazı çok önce çıkmalıydı. Ama unutmuşum… Önce iyi bayramlar. Bayramlarla ilgili on yıl önce yazmıştım. Hala da o günlerin hatırına pek severim bayramları, bir de önüne arkasına gün ekleyerek sürekli tatil havasında tutmasalar.. Aksayan eğitim de cabası..
Kızım doğmadan 5 yıl önce, sanırım 1994 İstanbul BB seçimleri. Arkadaşlarımın çoğu Livanelli’yi destekliyordu. Livaneli sanırım SHP’den adaydı. Ateşli tartışmalar yaşıyorduk zira ben İlhan Kesici’yi partisine bakmadan donanımı nedeniyle destekliyordum. Hatta iyi şarkı söylemenin iyi yöneticilik için gerekli bir donanım olmadığını, şarkıcıdan belediye başkanının film artistinden devlet başkanına benzediğini söyleyerek biraz Reagan’a biraz Zülfü beye sataşıyordum. Herkes bildiği işi yapmalıydı. Nasıl DYP li bir adayı destekleyebilirsin diye üzerime yürüdüler, belki de o zamanki politik olgunluğumuzda haklıydılar ama zaman farklı bir sonuç çıkardı.

Eğer 100 000 kişi İlhan Kesici’ye oy atsaydı, veya eğer SHP’nin %12’lik oyunun yedide biri İlhan Bey’e gitseydi son 25 yılı yaşamayacaktık, analitik düşünme yeteneğinden uzak muhakeme alışkanlığımız bize çeyrek yüzyıl kaybettirdi. Aslında teyzem durumu ve geçmiş zaman, ama şimdi bile samimi kişisel muhasebenizi yapabilirseniz çocuklarımız güneş yüzü görecek.Bu yukarıda anlattığım seçimler 1994’dü sanırım. Son günlerde konuşulan kongre feshi de aynı eksende değerlendirilmeli. Aslında bu tartışmaların tamamı sentetik, yani organize ve aklınızı meşgul etmek için üretilmiş. Her şeyi bir kenara bırakıp yapay zeka gibi düşünülürse geleceği şekillendirecek doğrular görülebilir. Gelecek planlamasının duygusal tarafı yoktur, en azından olmamalıdır.

Motorum hakkında yazacaktım ama arşiv dosyalarımda yukarıdaki notları görünce dayanamadım ve motor yazıma meze yaptım.
Yukarıdaki benim motorum. Bu motoru sürebilmek için 3 yıl eğitim aldım. Zaman zaman bildiklerim anlatıldı, bazen de hiç duymadıklarım. Motosiklet hikayemi daha önce paylaşmıştım. şimdi sadece kullanıcı açısından ve motor almak veya anlamak isteyenlere deneyimlerimi anlatacağım. Ama deneyimlerime geçmeden önce yukarıda reklam için çekilen fotoğrafın bile motorun kullanım amacı ile bağdaşmadığını belirtmeliyim. Bu motor bu fotoğrafta kullanılan zemin için uygun değil, yani satanın da neyi kime sattığı konusundaki düşünceleri karışık.

NT 1100 Honda’nın prestij motoru olan Goldwing’in bir alt modeli. İsminden de anlaşılacağı gibi 1100 cc ve gezi motoru. Bilmeyenler için söylüyorum, gezi motoru asfalta gider, toprakta ve mıcırda zorlanır, arazi şartlarında ise gitmez, gidemez. Ben götürmeye çalıştım, geçen hafta az daha o beni götürüyordu. Çarptığım duvar, daha doğrusu sektiğim duvar bana bir kez daha bu motorun sınırlarını hatırlattı. Bu motor asfalt yolda uslu uslu gitmek için. Sağladığı motor gücü ve basit ekipmanı açısından da başarılı, ama incelikten yoksun. Sanki iyi düşünülmemiş gibi.
İyi düşünülmemiş zira uzun yol gezi motorunun kullanıcısına daha çok depolama alanı sunması gerekiyor. Zaten Honda’nın dayatmacı satış stratejisi motoru çıplak almanıza izin vermiyor. Aksesuar adını verdiği gereksiz ve satamadığı ürünleri bir paket haline getirip sizi almaya zorluyor. Ama Honda özelinde değil bu sorun, BMW motorlar da öyle, arabalar da öyle. Ben mesleğimde şunu yapınca diğerlerini de aksesuar olarak almanız zorunlu desem acaba hastalarım ne der?

Bu motorumla iki doğu turu yaptım. Yukarıdaki fotoğraf Tatvan’da çekilmişti. Bu iki turda toplam 8000 km dağlarda dolaştım, yüksek sıcaklıklarda seyahat ettim. Motorum şu anda 30000 km’de ve hiç bir sorun çıkarmadı ama bir türlü de motoruma ısınamadım. İşte nedenleri:
- Otomatik vitesi sürprizler yapabilecek kadar akılsız. Akıllı sürücünün dağ çıkarken eğime göre sportif sürümlerden birine alması gerekiyor. Özellikle de dar kavisli virajları yukarıya eğimle dönerken dikkatli olun motorun aklı vitesi düşürürse siz de kavis içine yatarsınız. Ayağınızı bile koyamazsınız zira o taraf düşük seviyededir. Tercihen otomatiği devre dışı bırakın veya spor sürümüne geçiniz zira sportiflerde yüksek devirli kullanıyorsunuz. Ama diğer taraftan otomatik şanzıman yokuş inerken eğimi farkına varıp, veya frenlemeyi anlayıp vitesi küçültebiliyor. Kısacası akıl gerektiren durumlarda otomatik vitese güvenmeyin.

Berbat bir dokunmatik ekran var. Dokunma mamanız lazım. Dokununca çatlamaya başlıyor. Zaten motorun dijital sistemi çok geç devreye giriyor, ekran hepsinden sonra uyanıyor, kısa zaman sonra hava koşullarından çatlıyor ve tam sizin garantiniz bittiğinde artık kullanılmaz oluyor. Bir düğme ile bin işin yapıldığı o anlamsız panellerden biri olan bu bu göstergeye bir de küçük alternatif gösterge yapılmış. Küçük ve az bilgi var orada ama tahmin ettiğim kadarı ile yapan da o bozulabilecek göstergenin ömrü konusunda şüpheler taşıdığı için az bilgi veren ikincisini koymuş.
- Motor iki yan çanta ile geliyor. Çantalar hem küçük hem de kötü planlanmışlar, kapatabilmek için kapak askılarının içeriye kıvrılması gerekiyor. Motoru alırsanız zaten değiştireceğiniz parçalar olarak görünüz. Kullanmadan ikinci el yapınız. Üzerindeki Honda yazılarını ayrıca satıyorlar.
- Öndeki rüzgar paneli 19.yy kalma bir sıkışma mekanizması ile yükseliyor ve alçalıyor. Aynı konumda uzun süre bırakırsanız bir daha konumunu değiştiremeyebilirsiniz. VD40 kullanırsanız bir daha en yükseğe çıkaramazsınız, kayar. Ama panelin boyutları yeterli.
- Motorun koruma demiri orijinal olarak yok. Yan sanayide motor koruma demiri, çanta koruma demiri, alt koruma var. Yani bu motoru alırsanız Honda düşürmemeniz gerektiğini söylüyor. Zaten otomatiği 250 kg olan motor yüklü iken 350 kg olduğunda kaldırmanız iyice zorlaşacaktır. o nedenle yumuşak zeminlerde dikkatli olmanızı öneririm.
- Gidonu yüksekliğini ayarlayacak parçalar var ama yok. O iş için de yan sanayii. Dirsekleriniz kilitlenerek kullanmak zorundasınız.
- Hiç mi iyi tarafı yok diyeceksiniz, olmaz mı! Honda’nın en iyi tarafı geniş ve kolay ulaşılabilen bir servis ağı var. Nasıl olmasın kuryelerin büyük kısmı zaten onların motorlarını kullanıyor. Ben motorumu başka bir şehirden aldım (2023 de araç krizinde nereden bulursanız oradan alıyordunuz) ama İstanbul da Esengül Honda Bayii ile çalışıyorum ve mükemmeller.
- Bir ara yine heyheylerim tutuğunda bir BMW GS1300 almak için Borusan’a gittim. GS 1300 Boxer tipi bir makinaya sahip motorsiklet. Denedim, mükemmel. Satış görevlisine motoru yan yatırır mısınız, nasıl kaldıracağımı görmek istiyorum deyince adam önce çok şaşırdı, sonra akıl verdi:”bu motoru kullananlar düşürmezler”. Filozofa bak, belliki Karabet tarafına gitmemiş.. Motoru yatırmadı, ben de almadım.
- NT 1100’ün standart donanımında hız sabitleyici ve ABS var. Her ikisi de mükemmel çalışıyor.
- Oturma yeri çok rahat 5 saat bile otursanız rahatsızlık söz konusu değil.
Ama mütevveffa DCT 750’min yerini tutması söz konusun değil. Uzun yolda ondan daha iyi, özellikle yüksek hızlarda (100-150) son derece stabil ve kullanımı kolay ancak hem uzun yol hem şehir, hem de ara sıra bozuk yol kullanımı yapacaksanız ideali DCT 750. Aşağıda dikkatsiz bir sürücünün park etmiş durumdaki “mavi melek” motorumu ezdiği fotoğrafı görüyorsunuz. O pert olunca NT 1100’ü almıştım.
Bu seneki motor seyahat planlarına geri dönmek lazım. Biraz daha olgunlaştırınca onu da yazacağım, şimdilik sadece FB’da.

Discover more from Korkud Demirel
Subscribe to get the latest posts sent to your email.