Parmigiana di Melanzane alla Turchia  olması gerekirken bu makalenin başlığı Türk usülü öfke olarak değiştirilmiştir.

“Bu giriş satırlarını Nisan 2026 da yazdım ama yazıyı Temmuz 2022’de yayımlamalıydım. Başlamışım ve sonra aklımdan çıkmış. Aynı yemeği yapmaya başlayınca ve üst üste iki katliam olunca aklıma geldi ve sayfama koydum. Son iki türden olay tanımadığımız türden olaylar. Ekrem’in ise durumu farklı idi. Ama hepsinin sonunda şiddet var.”

Katledilen Dr. Ekrem Karakaya. Ekrem’i tanımazdım ama benim aldığım eğitimden fazlasını almış, 20 yıldır iktidarda olan yönetimin okullarında eğitim görmüş, o okullar tarafından yetkinliği tescil edilmiş ve bir devlet hastahanesinde devlet tarafından atanmış bir uzman, hatta yan dal uzmanı bir hekim. Kısacası kurgulanan sistem içinde seçilmiş, yetiştirilmiş ve yetki verilmiş bir uzman doktor. Nedir onun suçu, işini iyi yapamadıysa bu onun suçu mu, yoksa onu yetiştirenlerin mi, yoksa yetiştirdiğini söyleyen sistemin mi? Yoksa; asıl vahimi, yapılabileceği yaptı da yanlış insanlara mı hizmet etti? Hatalı söylemler ve cehaletin beslenmesi sonucu herhangi birinin canının istediğini, istediği şekilde cezalandırabileceği özgüvenini veren sistemin suçu olabilir mi?

Bakın size hikayeyi Viki’den alıntılayım: “Yunak Devlet Hastanesi’nde güvenlik görevlisi olarak çalışan Hacı Mehmet Akçay, 6 Temmuz 2022 tarihinde Konya Şehir Hastanesinde görev yapan kardiyoloji uzmanı Ekrem Karakaya’nın poliklinik odasına geldi ve onu tabancayla on iki el ateş ederek vurdu. Saldırgan Akçay, Karakaya’yı vurduktan sonra silahın namlusunu başına dayayarak intihar etti. Ağır yaralanan doktor Ekrem Karakaya ve saldırgan Akçay’a hastanede müdahale edildi ancak kurtarılamadılar. İddiaya göre saldırgan, 7 Haziran günü kalp krizi geçiren ve kaldırıldığı Konya Şehir Hastanesinde anjiyo ameliyatı sonrası ölen annesi Kezban Akçay’ın ölümünden Karakaya’yı sorumlu tutmaktaydı.

Bu katliam olurken bu yemeği pişiriyordum: Türk usulü peynirli patlıcan. Aklım durdu, yani aklım düşünememeye başladı. En hüzünlü ve öfkeli tarifim olacak bu tarif.

Harcın yanına makarna da koydum ama bulgur veya pirinç pilavı da olabilir. Tercih ne olur ise olsun malzeme iyi olmalı, kötü malzeme ile iyi yemek olmaz, tıpkı eğitimsiz vatandaş ile iyi ülke olunamayacağı gibi, yani yaşadığımızın tercümesi.

Hazırlamanın üç aşaması var..

Sebze: Patlıcan kişi başı bir olmalı. Benim formülümde közlenmiş kullanıldı ama takoz kesimli patlıcanı önceden zeytinyağında hafifçe çevirmek de olabilir. Yağda çevirmenin ne olduğunu bilmiyorsanız zaten bu işi denemeye kalkmayınız zira işin alfabesini bilmiyorsunuz. Üzerine közlenmiş hazır Kapya biber ya da hafifçe yağda çevrilmiş bütün Kapya biber olabilir. Lezzet seçiminize bağlı olarak acı sivri biber de olabilir. Üzerine bir kaç yaprak defne çok yakışacaktır. Közlenmiş patlıcanları üçe veya dörde bölünüz, keza biberleri de. Bir de domates var. Domatesleri altıya kesip en az 30 dakika suyunu çekene kadar sızma zeytinyağında çeviriniz. Hafif macunsu olmalılar zira ikinci pişmede su salacaklardır.

Kıyma: Elbette et yemeyenlere veya yiyemeyenlere saygım büyük ama etsiz yemek tuzsuz zeytine benzer, uğraşmayınız. Kıymayı hazırlarken önce iri doğranmış sarımsakları (sarımsak dozunuzu kendiniz belirlemelisiniz, ama kişi başı iki diş en azı) hafif renklenene kadar sızma zeytin yağında çeviriniz, sonra yağsız kıymayı ve mutlaka tane karabiber ekleyiniz. Acıyı sevmeyenler karabiberleri piştikten sonra çıkarabilir. Kıyma kavrulurken önce su salacaktır, sonra su buharlaşacaktır. Sabırlı olunuz.

Peynir: Parmezan çok yakışıyor, ama bulamazsanız eski kaşar da olabilir. Altınkılıç’ın Trakya eski kaşarı harikadır. rende yapabilirsiniz ama dokuyu yitirmek istemiyorsanız 5mm kalınlığında dilimler haline üzerine ekleyiniz.

Fırına vermeden hemen önce.

Pişirme: Fırına vermeden hemen önce üzerinde sızma hafifçe zeytinyağı gezdiriniz. Zeytinyağınız sevgili öğrencim Hande’nin babasından gelmiyor ise Kavlak iyi bir tercih olacaktır. “Hafifçe” bilinçli yazılmıştır zira zeytinyağını asıl piştikten sonra koymalısınız. Hazırladığınız porsiyonun boyutuna göre 20- 30 dakika arasında üzeri kapalı pişiriniz, sonra da 10 dakika sadece yukarıdan ısı gelecek şekilde. İlk pişim içerik için, ikincisi ise yüzeyinin ve peynirin kızarması için. Yemek pişirmek bir sanat olmasa da planlama ve malzeme bilgisi gerektirir. Ancak hoyratlığa yer yoktur. Politika gibi.

Bu yemekleri pişirirken her zaman malzeme bilgisinin ve özen göstermenin önemli olduğunu düşünmüşümdür. Sanırım özen hepsinden önemlisi. Bakın özen TDK tarafından nasıl tanımlanıyor: “Bir şeyi yaparken, onun elden geldiğince iyi olmasına, onu özenerek yapmaya çalışma.”

Makarna: Barilla’nın Tortiglioni ve Gnocchi türleri ile Ankara’nın Burgu’su (Fusilli) bu yemekle harika gider. Hangisini seçerseniz önerilenden 1 dakika az pişiriniz. Ama makarna yerine ıslak bulgur (meyhane pilavı) da çok yakışacaktır, hatta pirinç (Basmati) de yapılabilir, damak tadına göre. Tarifini diğer anlatıda bulabilirsiniz

Tabak: Bu tabaklar, çok özel. Ayrı bir yazıda anlatmıştım Sibel Düzel‘i. Mutlaka Sibel’i ziyaret ediniz.

Şarap: Ah ah, en hassas konu, bir şarap cenneti olan ülkemizde özendirilecek yerde küstürülmeye çalışılan bir alan. Hangi yemek ile hangi şarabın daha iyi gideceğini bir türlü anlayamamışımdır. Anlayamadığım için de zaten dikkate almam, ama genel kural olarak fazla meşe görenleri yemek dışında atıştırmalıklarla ve hafif lezzetlerle, ikinci kez kullanılan meşeyi görmüş şarapları hamurlu yemeklerle tercih ederim. Bu konu ile ilgili daha çok yazacağım için burada bırakıyorum ama bu yemekte Etruscan’ın sınırlı sayıda üretilmiş, uzun meşe görmüş Şiraz’ını tercih ettim. Deneyin etkileneceksiniz. Onun da bir doktorun girişimi olduğunu bilmenizde fayda var.

Bütün bu konfor için güvende olmanız lazım. Önceliğiniz güven ise zaten bunları düşünemezsiniz.

Başı her sıkışan, çözüm için Cumhuriyet aydınlarını, doktorlarını, ekonomistlerini ve mühendislerini aradığında, bunda bir sakınca görmedi. En iyisi hep Cumhuriyet eğitiminden çıktı ve yıllardır bu kazanımlar kaybediliyor. Dr. Edip Kürklü‘yü öldürenler toplumsal zeminde gerektiği gibi cezalandırılmış olsalardı, Prof. Dr. Göksel Kalaycı öldürülür müydü? Tarık Dursun’u öldürenler cezalarını bulsaydı Uğur Mumcu öldürülür müydü? Uğur Mumcu’nun katilleri toplumsal zeminde hak ettikleri karşılığı bulsaydı Ahmet Taner Kışlalı veya Necip Hablemitoğlu öldürülür müydü? Neden hep iyi yetişmişler veya yetiştirilmişler öldürülüyor? Bir mediokraside mi yaşıyoruz, ya da oraya mı gidiyoruz. Bu verdiğim bağlantıda ince bir nokta var. Viki’deki bazı maddelerin Türkçe çevirileri yok. Sanırım bu sözcükler veya kavramlar henüz bizim dilimizin gündeminde değil. Mediokrasiyi vasatlığın dünyası olarak çevirebiliriz.

Nereden nereye, yemekten ülkeme Yaşamda her şey iç içe, en azından bence. Önce işinizi iyi yapacaksınız. Asıl ayrıştırılacaklar işini iyi yapmayanlar ve doktorunu koruyamayanlar.. Doktoru, savcıyı veya öğretmeni hatta memuru korumak bir güvenlik sorunu ya da önlemi değildir. Güvenlik önlemi gerekmezsizin toplumsal kalkan olmalıdır bu toplumsal görevi olan mesleklerin üzerinde.

Dr. Ekrem Karakaya ile yemek tarifini birleştiremeyenler için yazıyorum. Yaşamın bir bütün olduğunu düşünüyorum. Yemek makalesini yazarken bu dehşet haberi almıştım.

Son söz,

Parmigiana di Melanzane alla Turchia  pişirirken bir doktoru öldürdüler. Bir daha da pişirmem ve sadece patlıcanlı makarnadan vaz geçerim, buradan vaz geçmem, buralıyım ve hiç bir yere gitmeye niyetim yok. Birileri gidecekse Cumhuriyet karşıtları gidecek.

Ve elbette ki, sevgilim, elbet, dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya, dolaşacaktır en şanlı elbiseyle: işçi tulumuyla bu güzelim memlekette hürriyet


Discover more from Korkud Demirel

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a comment