Robi

Her zaman gururla Tarsus Amerikan Lisesi mezunu olduğumu vurgulamışımdır, özgeçmişlerimde de hep TAC den başladım. Yaptığım işler arasında beni bu kadar gururlandıran ancak birkaç şey daha vardır.  Benim ve sanırım mezunlarının birçoğu için böyle olmasının bir nedeni ergenliğimi orada geçirmiş olmam ve kişiliğimin ilk filizlerinin orada şekillenmiş olmasıdır. Diğer taraftan aldığımız köklü eğitim sayesinde sorgulayıcı yönümün bu kadar gelişmesine ve herşeyden öte yaşamı anlamak yönünde bu kadar ısrarcı olmama yaptığı katkı sanırım elde ettiğim kazanımlardan küçük bir demet.  Sanmayın öyle derin bir akademik eğitim aldığımızı. Hatta okulun asıl gururu olan İngilizceyi bile tam öğrenemeden mezun oldum. Ancak üniversiteden mezun olduktan sonra öğretim üyesi olarak bir yıllığına ABD ye giderken yanıma ENG-TR sözlük almadan gitmiş olmama bakılırsa bana ne kazandırdığı daha kolay anlaşılır. Bu yazı da zaten bu okulun efsane müdürü ve sevgili arkadaşım Mary’nin babası Wallace Robeson hakkındadır, biz ona gıyabında Robi derdik ama yüzüne karşı hiç saygısızlık da etmez, Mr.Robeson derdik.  Orta birde babamı kaybetmem sonucu annemin karşılaştığı ekonomik sıkıntıları bana burs vererek aşmamızı sağlayan bu kıymetli insan gördüğüm kadarı ile yaşadığımız ülkemizi birçok vatandaşımızdan daha çok seven, ve daha çok katkıda bulunmuş bir eğitimcidir. Ergenliğimin zirve yaptığı eğitim yılında, hem de bir yıl içerisinde aldığım rekor sayıda disiplin cezasına rağmen burs kartını hiç oynamayarak bana hayatla ilgili de güzel bir ders vermiştir. Robi bildiğim kadarı ile Türkiye’de 40 yıl kadar yaşadı ve çok kıymetli birçok insanın eğitiminde karar verici rol üstlendi. Çok şey öğrendim kendisinden, ama çaktırmadan. Hiç dersimize girmemekle birlikte her hafta disiplin kurulunda karşılaşırdık. Karısı Ruth hazırlıkta İngilizce dersimize girerdi. Pamuk gibi bir kadındı. Tam da o yaş çocukların ihtiyacı olan şefkati bize verirdi.  Zaman zaman anneanneme benzetirdim. Neyse biz Robi amcama dönelim. Birçok kez sinirlendiğini gördüm, ama bir kez bile karşısındakine gösterdiği saygıyı yitirdiğine tanık olmadım. Hiçbir zaman kimseyle enseye-tokat olmazdı ama her zaman güvenli liman olduğunu da hissettirirdi.

Sanırım 2011 de Robi ve Mrs. Robeson Türkiye’ye geldiler. Her ikisi de yaşlandıkları için son bir kez Türkiye’yi, okulu görmek istediler. Bildiğim kadarı ile Robi amcamın fikri imiş. Beni okuldan atmayan ama ceza yağdırmış olan müdürüm ve Mrs. Robeson bizim evimizde kaldılar. TAC den mezun olduktan sonra birkaç kez ikisini de görmüştüm ama yirmi yıl aradan sonra bu ilk görüşümde aynı olduklarını, sadece biraz fiziksel sıkıntıları olduğunu düşündüm. En çok keyif aldığım anlardan biri Robiler ile karım, ben ve Mary nin balkonda oturup şarap içmemizdi.  Ayrıca haydut kızımı da tanımaları, daha doğrusu kızımın onları tanımış olması benim için ayrı mutluluk oldu.   Ve onlar için bir TAC gecesi düzenledik.  Görülmeye değerdi, ve onların da mutlu olduğu her hallerinden belli idi. 40 yıllık mezunlardan dünkü mezunlara kadar kalabalık bir katılım oldu. Ülkelerine döndükten yaklaşık bir yıl sonra Mrs. Robeson vefat etti. Robi amcam ise Wisconsin’de evinde yaşamaya devam ediyor. Arzu edenler face’den bağlantı kurabilir (https://www.facebook.com/wally.robeson1).

22 Mart 2020: Sevgili öğretmenimizi kaybettik. robi-Ruth


Discover more from Korkud Demirel

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

3 thoughts on “Robi

  1. Wally and Ruth were the Ultimate advosors , for me, From 1974 to 1980 .. They never stopped finding ways to help , when you needed it most. They were alwayds generous and helpful.

    Like

Leave a reply to Enis Cancel reply