Bayram

Nedense bayram denilince aklıma babam gelir. Belki ilk ve son kez ibadet etmek için camiye babam bir bayram sabahı götürdüğü içindir. Tabii ki namaz kılmayı bilmediğim için babama ne yapacağımı sorduğumda ”herkes ne yapıyorsa sen de öyle yap”demişti. Sen de öyle mi yapıyorsun diye sorduğumda ise hatırladığım kadarı ile gülümsemişti. Babam sert adamdı, başta asker idi ve işini çok ciddiye alırdı. Cumhuriyet’i, Atatürk’ü, eğilmeden doğru durmayı çok ciddiye alırdı. Kesinlikle yalakalığı sevmezdi, babamı başka yerde anlatacağım için şimdilik bu özellikleri ile kalmak yetecektir. Bu özelliklerin neden önemli olduğu daha sonra anlaşılacak.  Bayram sabahları bizim evde erken kalkılır, kahvaltı edilir (zaten yemekler her zaman bir arada yenirdi) sonra da bayramlaşılırdı. Bildiğiniz bayramlaşma, şık giyinilir, yanaklardan öpüşülür ve yukarıda gördüğünüz şişeden servis edilen likör (çoğunlukla kırmızı meyveli) ve yanında çikolata.  İşte bayramların beni tavlayan kısmı bu likör ve çikolata kısmı idi.  Dini bayramlarda oturduğumuz apartmanın görevlisi bayramlaşmada aileden sonra ikinci sırada gelir ve her zamankinden farklı olarak kapıdan ihtiyacımızı sormaz, annem ve babamla karşı karşıya oturup sohbet ederlerdi.

Ama  bizim evde bayram çoktu, aynı seremoni ulusal bayramlarda da tekrar edilirdi, likör onlarda olmadığı ve az sonra törene gideceğim için onlar tercihim değildi. Ama 29 Ekim başta olmak üzere, 23 Nisan, 30 Ağustos mutlaka hatırlanırdı.  10 Kasım da ise saat 9 dan bir saat önce uykuda olmak bile kabul görecek davranış değildi.

Öyle bayramlarda tatile falan da gidilmezdi. Tatile yıllık izin aldığında gidilir ve bayramların gerekleri yerine getirilirdi. Babam da sonradan hissettiğim gibi biraz yabani olduğu için öyle her büyük ziyaret edilmezdi, sevdiklerimiz ve bizi sevdiklerini hissettiklerimize öncelik verilirdi. Ama evde güzel yemekler pişirilir, yemeğe misafirler gelir, sohbetler edilir ve rakılar içilirdi.

Bayram deyince bildiklerimin tamamını dini  ve Atatürk’ü sömürenler sayesinde ne yazıkki  ve neredeyse yitirmek üzereyim.

Bu arada resimdeki şişe benim kolleksiyonumdan.


Discover more from Korkud Demirel

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

6 thoughts on “Bayram

  1. Etkileyici ve çocukluğum kadar da yakın! Eline sağlık hocam…:-)
    Bu arada, bu blog girişimini henüz farkettim. İyi ki varsın…

    Like

  2. Sevgili Korkud rahmetli babanı çok iyi hatırlıyorum; iyi ki yaşanmış ortak anlar olmuş. Eline sağlık çok keyifle okudum…
    Müge Açıkgöz Harma

    Like

  3. Seninle telefonda konuştuğunu ve notu çok kıt olan bir ingilizce hocasından belkide sınıfın en yüksek notu olan 7 aldığını söylediğinde sana olsun ben senin gayret edersen notunu yukseltecegine inanıyorum dediğini bugün gibi hatırlıyorum rahmetlik Nusret abinin.sizleri seviyoruz.Nevin ablaya hurmetlerrimi yunus Emre’nin kahvesinin sana getireceğim Gökhan

    Like

Leave a reply to Mehmet Boro Cancel reply