
Nikon D810 18mm Nikkor objektif.
Viareggio sahili, Lucca kasabasından 30 dakika batıda. İtalya’dan söz ediyorum, Lucca da Toskana’dan 90 dakika uzakta. Sizce yağmur yakında mı bu fotoğrafta?, o ilerideki dağlarda yakalanan bulutlar yağmuru taşıyacak mı? Elbette bu tahminde bulunabilmek için yılın hangi zamanında olunduğunu bilmek lazım. Pekiyi, Mayıs desem ne derdiniz? Orta doğulu iseniz bu bilgi size yeter ve tahminde bulunurdunuz. Zira yapılan işin sonuçlarının sorumluluğu diye kavramlar ya size yabancıdır ya da yenidir. Bu kavram yani “accountability” yani mesuliyet kavramı, yaklaşacağımıza giderek yabancılaştığımız bir kavram. Biraz nüfus artışı, biraz kültür erozyonu, çokça ben yaptım oldu..

Nikon D810 18mm Nikkor objektif.
O saç ekilmiş gibi olan yer üzüm bağı, yer Toscano. Konuyu dağıtmadan başlıktaki kavram tanımlarına açıklık getirmeliyim. Duyarlılık veya sensitivite biyoistatistikte kullanılan bir terim; bir testin veya klinik değerlendirmenin, bir popülasyonda hasta sanılanlar içinden gerçek hastaları ayırma yeteneğini gösterir. Yani durumun doğru okunması, parametrelerin doğru değerlendirilmesi ve gerçekten doğru tanının konulması anlamına geliyor. Özgüllük veya spesifite de biyoistatistikte kullanılan bir terim; bir testin veya klinik değerlendirmenin, sağlamlar içinden gerçek sağlamları ayırma yeteneğini gösterir. Yani kısacası, hatalı olarak sağlamı hasta olarak teşhis etmeme anlamına geliyor.
Her iki hassasiyet ölçütü de parametrelerin doğru belirlenmesine ve doğru okunmasına dayanıyor. Bir başka deyişle verilen kararda hangi değerlere bakarak var veya yok dediğinizi ölçüyor. Konuya yabancı olanlar için biraz daha örnekleyim. Siz bir … hastası olabilirsiniz
- Hasta teşhis edilenler gerçekten hasta ise, bu harika ve tedavi başlayabilir,
- Hasta teşhis edilenler eğer hasta değil ise, durum kötü zira gereksiz yere tedavi başlayabilir, ki bu kader olarak da yorumlanabilir, bizim buralarda,
- Hasta olarak teşhis edilmeyenler gerçekten hasta değil ise, şanslınız, yırttınız,
- Hasta olarak teşhis edilmeyenler aslında hasta ise, yine kader.
Buraya kadar tanımlar tamam ama bu tanıları koyanların karar ve mesleki sorumlulukları nasıl belirlenir. Yine, sağlık bilimlerinden ilerleyecek olur ise bir hekim hatalı karar verdiği zaman ne olur, onu açıklamalıyım. Aslında ilk olarak sosyal medyada linç edilir ama diğer olasılıklar:
- Hasta kurum hastası ise kuruma baş vurur,
- Hasta meslek örgütüne baş vurur, oda ile sorun aşılmaya çalışılır,
- Hasta doğrudan mahkemeye başvurur, mahkeme bilirkişi üzerinden ilerler,
- Hasta maliyeye başvurur, mali açıdan hekimin denetlenmesini ister,
- Hasta yasal olmayan ama en etkin olduğunu düşündüğü yollara(bu yaşadığımız kültürün bir sorunu ama yeri geldiğinde hekimler de bu yolu kullanabilir) başvurur.

Nikon D810 18mm Nikkor objektif.
Yine Toskano, gezmek ve şarap tatmak için harika bir yer. Ama Çeşme yarımadasını, Manisa, Denizli bağlarını gezmeden oralara uzanmak züppelik olacaktır. Bu fotoğrafım ile ilgili yazıyı buradan okuyabilirsiniz. Konumuza geri dönecek olur isek evet sağlık meslek çalışanları (bu lafı da açmak lazım, sadece doktorla değil yöneticiler de, yani o ismi büyük hastahane yöneticileri de) açısından kesinlikle sorumluluk taşınması (accountability yani hesap verme sorumluluğu) gereken bir hizmet sektörü. Pekiyi, adalet de böyle değil mi? Hakimin vereceği hatalı karar ile “ya hayatım kararır ise”. Örneğin Zekariya Öz’ün verdiği kararların sorumluluğunu devlet taşıdı mı? Kim atamıştı onu, Zekeriya Öz hakkında burada dava açılıp arandı mı? (Meraklısına not, hayır fiilen yargılama yapılamadı, zira Almanya’da imiş ve kırmızı bülten ile aranıyormuş. Kaçak biri yargılanamaz mı, bunu bilmiyordum ama YZ aydınlattı, yargılanabilirmiş). Buradan yola çıkarak eskaza benim hakkımda hatalı karar verecek bir hakimin kaçması durumunda sorgulanmayacağı ortaya çıkıyor. şimdi vereceğim uç bir örnek, kabul ediyorum ama mesleki sorumluluğu öne çıkardığı için vermek zorundayım. Meteoroloji haritalarını doğru okuyamayarak, olasılıkların gerçekleşme sıklığını dikkate almadan İstanbul’daki okulları tatil eden yetki kullanımı buna benzetilebilir mi? Hava tahmin raporlarının hangi sıklıkla doğru çıktığını (duyarlılık), hangi sıklıkla yanlış çıktığını (özgüllüğünü) ve bu algoritmanın nasıl olup da okunamadığını tahmin bile etmek istemiyorum. Çok karmaşık olmayan bu durum sanırım alınmış olması gereken eğitim ile üstesinden gelinmiş olurdu. Herhalde Türkiye yüzyılının mimarları bu çağda seçtikleri yetkililerle böyle bir beceriksizlik yapmamışlardır. Yani İnşallah…
Diyebilirsiniz ki “sana ne”. Bana çok zira, 2025-2026 eğitim öğretim yılında il genelinde yaklaşık 3 milyon öğrenci, 171 bin öğretmen ve 17 bin civarında okul servisi var. Bu servis minibüslerinin şehir içi yakıt tüketimi 9.2 lt/100km. Hadi ortalamasını alarak bir sayı çıkaralım dersek bile, yani her servis 50 km gitti desek bile 78.200 litre mazot harcıyorlar anlamına geliyor. Yani bu mütevazi hesap ile en az 4.4 milyon tl(86000 Euro). Öğrenci sayısı, Bulgaristan nüfusunun yarısı, Avusturya’nın ve İsviçre’nin 1/3 ü, Yunanistan’ın 1/4 ‘ü, diğer küçük ülkeleri saymaya bile değmez. Bu korumacı tavrın ne zararı olur diye soracaklarınıza ise yine sağlık bilimlerinde tedaviden örnek verebilirim. Konulan hatalı tanı (atlamamış olmak için hasta denilen -hatalı pozitif) nedeniyle parası devlet tarafından ödenen bir tedavinin öznesi olmak ister miydiniz? Diğer bir deyişle yersiz yapılan bir tedavi nedeniyle kaybettiklerinizi yerine kim koyacak. Ama servislerde verilmeyen hizmet ücreti iade ediliyor mu, tam bilgim yok. Edilmiyor ise servisler öğrencileri her taşımayışlarında kar ediyorlar anlamına geliyor. Bu kadar art niyetli düşünmek bile istemiyorum.
Bu ve benzeri özensizlikler acaba ülkemizde başka mecralarda da gerçekleşiyor mu? Bizim hakkımızdaki her şey şeffaf zeminlerde mi gerçekleşiyor. Hak devri hakkaniyet ilkeleri içinde mi? Emekli Albay mı oldum?
Peki orta doğululuk bu konunun neresinde diye soranlara..Tam da ortasında, sorgulamamak, sorumlu aramamak, kanıt aramamak, ulvi güçlere teslim olmak ama bu arada günlük yaşamında batının ya da kapitalizmin her gösterişinden yararlanmak için yarış içinde olmak orta doğululuktur.
Laf bitmeden aşağıda Laodikea‘yı göreceksiniz. Hala gitmediyseniz eksiksiniz.

Nikon D810 18mm Nikkor objektif.
Discover more from Korkud Demirel
Subscribe to get the latest posts sent to your email.