Mutlu yıllar herkese, bu yazıyı okuyanlara, okuyamayanlara.. Tüm özel günlerin ticarileştirilmesine karşıyım ama her özel günün de kutlanmasından yanayım. 30 Ağustos da, yılbaşı da, doğum günleri de bunların arasında. Bu günlerin tamamı geri dönüp bakma, hedeflerin ne kadar tutturulduğunun değerlendirilmesi ve gelecek planlarının gözden geçirilmesi günleri.
Yukarıdaki fotoğraftaki bisikletlileri tanımam. Bir sabah bisiklete binerek çıktığım bir fotoğraf gezisinde karşı şeritten geliyorlardı. Takip (panning) tekniği ile çektiğim bu fotoğrafın ismi “sımsıcak”. Nikon D810 ile ve 50mm f:1.8 objektif ile çekildi.
Yılbaşılarında nedense aklıma Stüdyo FM programı gelir 1978-2008 arası TRT 3 de yayımlanan bu program yıl sonlarında o yıl çıkan albümleri tekrar çalardı. Yavuz Aydar tarafından hazırlanan programda Şebnem Savaşçı’nın yumuşacık sesi içimi ısıtırdı. Yine yıl başı geldi, bir yılı gözden geçirme fırsatı..
Kendi hesabıma 2025’i iyi geçirdiğimi söyleyebilirim.. Dile kolay 4700 km’lik Güneydoğu turumu tek bir tehlike yaşamadan tamamladım, bir de kitap yayımladım Burak dostumla. Ufak tefek bir sürü güzellik oldu ama dünyada Trump ile hortlayan otokratik tehlikeyi, Gazze ile kimlik bulan insanın insana kıymasını, belediye başkanımızın içeri alınmasını, yangınlarımızı, Edip Akbayram’ı, İstanbul-Balıkesir-Myanmar depremlerini, arkası kesilmeyen kadın cinayetlerini unutturmamakta fayda var. Fayda var, zira bir zincir ancak en zayıf halkası kadar güçlüdür (1786’dan günümüze taşınan bir İngiliz sözü ” A chain is only as strong as its weakest link).
Mutlu yıllar, mutlu yıllar, mutlu yıllar..
Not: Bu yıl Laodikya’ ya gidiniz. Sagalasos ve Afrodisya da hemen oralarda. Ağustos’da giderseniz karşılaşabiliriz de..

Discover more from Korkud Demirel
Subscribe to get the latest posts sent to your email.