
İstanbul’un trafiği temelde tüm ilçelerine, hatta komşu illerin ilçelerine bile sirayet etmişken şehirden tatil günü kaçmak da ne oluyor diye düşünebilirsiniz. Ama Pazar sabahı annemin çiftliğinde gözüme giren güneş ile uyandığımda , sabah güneşini alan yataklarda uyanmayı çok severim, yola çıkmaya karar verdim. Lakin, karar vermemde bir de Bob Seger müzikleri yardımcı oldu. En iyi yol müziklerinden olduğunu düşünürüm.


Ballıca civarlarındaki çiftlikten çıkınca adı Göçbeyli olan köye doğru sürmeye başladım. Yol makul, ama çok fazla çiftlik var, dikkatli olmak lazım. Hayvan çok çıkıyor, traktörlerin yola bıraktığı çamurlar yolu kaygan yapıyor. Bu yöne (kuzey-doğu) gitmemin asıl nedeni Şile yönünde güzel virajlı bir yol olduğunu duymuş olmam. Yaz aylarında bir gün yakıt alırken yanıma gelen bir motorlu bu yolu sormuştu. O zaman bilmiyordum, yola çıkarken de bilmiyordum ama kuzey doğuya doğru gidince Mudarlı, Darlık, Tekeköy yönünde ilerliyorsunuz, ve gittikçe öğrendim.

Yol başlarda sıkıcı ama Darlık barajı civarlarında iyice güzelleşiyor. Hele Tekeköy’ün öncesindeki 10 km ile sonrasındaki 10 km dillere destan. Tekeköy’de motorsiklet eğitmeni Zafer Akçay’ın bir Akademisi var. Yollar belirttiğim çember içinde sanki motorsikletler için yapılmış. Tatlı virajlar, nefis eğimler. Bir de sabahın erken saati olunca daha da keyifli ve aslında tehlikeli de.

Şimdi motor kullanmayanlar ben zaten dememiş miydim şeklinde gerinecekler ama onlara Türkiye’de yaşamaktan daha tehlikeli olmadığını söylesem inanacaklar mı? Sizce, bozulan Üniversite eğitim kalitesi nedeniyle, ehil olmayan üniversite mezunlarından hizmet almaktan daha mı tehlikeli? Acaba her ile üniversite mottosuyla çıkılan yolda yetkin olmayan inşaat mühendisinin yaptığı binada mı ölmeyi yeğlerdiniz. Sahi binanızın mühendisini araştırdınız mı, üç kuruşluk diş hekimliği tedavisi için dört kuşağı araştıranlar acaba evlerini veya Çin arabalarını araştırdılar mı?
Motorlarda ön fren sizi durdurur, arka fren dengeyi sağlar, ama dengeyi eğer koruyabilecek durumdaysanız. Haliyle ıslak zeminde ön frenin oldukça dikkatli kullanılması lazım. Motor kullanmayanlara son bir bilgi daha vermeliyim, motorlar dikken yavaşlar ve durur, yatıkken kayarlar ve düşerler.

Ağva sahili. Nefis bir sahil. Eminim sezonda bir panayır halini alıyordur ama bu mevsimde çok az insan var ve sahilde oturmuşlar gün geçiriyorlar. Elbette fotoğraflarını çekmedim ama bir kısmı yiyecek ve içeceklerini getirmiş, kalabalık gruplar halinde imrenilecek kadar güzel eğleniyorlar. Bu resmin her iki tarafında da bulunmuş ve diğer tarafa imrenmiş biri olarak bir 1924’de yazılan bir Amerikan folk şarkısından gelen deyişini hatırladım “the grass is greener on the other side” https://www.youtube.com/watch?v=9AHZwqN4IZ8&list=RD9AHZwqN4IZ8&start_radio=1 Haklı olarak diyeceksiniz ki “komşununun tavuğu” aynı değil miydi. Ama tavuklardan, tek bacaktan asılan koyunlardan, yattığı yerden belli olan aslanlardan, dokunmayan yılanlardan, adını ananlara çomak hazırlamaktan, yürüyen kervanlardan biraz yoruldum.

Ağvada biri solda görülen diğeri ise plajın batısında (yani ters yönde) birbirinden 1 km ara ile iki dere Karadeniz’e dökülüyor. İnternette isimler muhtelif. Bağlı olduğu Şile kaymakamlığının web sitesi bakıldığı tarihte (17 Kasım 2025)açılmıyor. İkisinin de ismi Koca dere olabilir (google maps), Göksu olabilir (otel sayfaları). Yine gavur icadı olan YZ dan bilgiyi aldım. Doğu’daki Yeşilçay, batıdaki Göksu. Zaten Ağva iki nehir arası anlamına gelen agua/agwa dan geldiği düşünülüyormuş. .

Görebildiğim kadarı ile yemek yiyecek ve leziz balığınıza eşlik edecek bir bardak şarabı yudumlayacağınız nezih (TDK Nezih: temiz, güzel, kibar) bir yer yok. Ama plajda piknik sizi bekliyor. Güneşli bir günde bu fırsatı kaçırmayınız. Ama güzelliğin hakkını yemeyiniz, yemeğinizi yanınızda getiriniz. Ben de soğuk bir kış günü bir kez daha denemeyi düşünüyorum. Köşede tereyağında Amerikan tohumu mısır satan var, ve sayısız döner bizim işimiz dükkanı. Soldaki de Ağva selfie‘si.
Bir sonraki durak Şile, Ağva ile arasındaki sahil yolu olarak gösterilen yerde sadece yazlıklar var, sürme keyfi arıyorsanız uzak durunuz. Şile, o güzelim Şile, ziyaretçi kalabalığından ölmeye yüz tutmuş, arabanızı parkedecek yer bulamayacağınız, yolların birçoğunda trafiğin tıkalı olduğu bir sahil kentine dönüşmüş. Mümkünse hiç içine girmeyiniz. Hala vakit varken Ağva’ya gidiniz zira üç sene içinde Ağva da kalmayacak.
Şimdi de motorcu dostlarıma birkaç not. Ben Tekeköy’den Ağva’ya ve oradan sahilden Şile’ye giderek Şile’den İstanbul’a döndüm. Ağva Şile arasındaki sahil yolunda ilginç hiçbir şey yok, yukarıda belirtmiştim. Kanımca daha keyifli olan yolu tersten katetmek. Bir seçenek İstanbul’dan çıkıp doğru Şile (bölünmüş yolda biraz basarsınız ve gazınız kaçar) sonra Tekeköy ve ardından Ağva. Şile-Tekeköy-Ağva, Tekeköy- Darlık yolu mükemmel. Hızlı ısı değişimi olan günlerde Şile yolunda sis de oluyor ki bu daha da iyi, yani deneyim açısından. Tüm bunlardan sonra olur da akşamına balık hazırlarsanız, tarifi aşağıda:

Beyaz etli balığı fileto hazırlatıyorsunuz, bir önceki paylaşımda olduğu gibi defne yaprağı üzerine yatırıyorsunuz. Sevdiğiniz sebzeleri yanına ekleyip 30-35 dakika pişirme kağıdı üzerinde çekilmiş tane karabiber ile fırında pişiriyorsunuz. Burada bir küçük ayrıntıya da yer vermeliyim. Zeytinyağı konusunda ciddi sıkıntılarım var. İyi zeytinyağı pahallı olan değil ama iyiler de pahallı. Hele benim gibi Emecik zeytinini seviyorsanız durum biraz daha karışık. Sağolsun sevgili Hande ve Bursa’lı hastalarım sayesinde Gemlik yağlarının en iyilerine ulaşıyorum ama hani o Akdeniz ülkelerinde yiyip de beğendiğiniz yağlar var ya onlar Emecik veya kuzenleri zeytinlerinden elde ediliyor. Neyse itibardan tasarruf etmeyecek şekilde Emecik yağını (Tariş’in var) ekliyorum balığımın üzerine. Hımm, işte Nirvana, hele bir de kaliteli şarabınız var ise. Öyle beyaz etle beyaz şarap içilir kıroluğuna düşmeyin. Renk eşleşmesi giysilerde bile kalmadı hatta kontrast renkler tercih ediliyor neredeki yemekte..Yemek yağlı ise Boğazkere, yağsız ve keskin tatlar yok ise Öküzgözü, arada ise kupajı, yani karışımı. Boğazkere ve Öküzgözü üzümleri yerli ve milli’dir.
Yüksekova ile devamı gelecek, abone olunuz.
Motor gezginleri için son not: İstanbul-Şile (hızlı yol), Şile-Tekeköy (virajlı), Tekeköy-Ağva-Tekeköy-Darlık (Virajlı), Darlık sonrası çiftlikte isem bana uğrayın.. İyi seyirler.
Abone olunuz
Discover more from Korkud Demirel
Subscribe to get the latest posts sent to your email.