İskorbütli makarna ve “Çocuklar Öldürülmesin”.

Bugün 19 Mayıs, Sevgili Atatürk’ün ve arkadaşlarının hayatlarını feda etmeyi göze alıp yola çıktıkları gün. Onların izinden gitmekle hep gurur duydum. Annem de bu yolda, babam da bu izdeydi.

Burası İstanbul, dünyada en çok sevdiğim ve bence dünya güzeli şehir. Yurt dışı konferanslarımda hep vurgulamışımdır, “İstanbul dünyanın en güzel şehridir ve olacaktır, ama ancak eve dönüş biletiniz var ise güzelliği görürsünüz”. 17 milyon nüfusu ile en az 10 avrupa ülkesinden büyük olan sehrimde yaşamak için sinirlerinizin eğitimli olması gerekir. Güzel yemeniz, gezmeniz ve paranız olmalı. Ama bu blog yeme üzerine olduğu için yemekle başlayalım.

İskorbüt’lü makarna. Balığı makarna ile eşleştirmeyi İtalyan’lardan öğrendim. İskorbüt ise henüz kıymeti anlaşılamamış balıklardan biridir. Zamanında Fener balığı da bilinmiyordu, ama herkes öğrendi. Aramızda kalsın, İskorbüt (Scorpion fish) şimdilik ucuza ve ulaşılabilirdir, ama birkaç zaman sonra zor bulunacaktır.

Aslında tarifler hep aynı. Her içerik ayrı pişecek, hiçbiri dokusal özelliklerini kaybetmeyecek, sonunda birleştireceksin ve mümkün ise tuz, şeker ve acı gibi ilaveleri doğal ürünlerden kullan. Burada da tuz yerine siyah zeytin, baharat olarak Antakya acı biber salçası ve dağ kekiği ile Kastamonu sarımsağının zeytinyağında dinlendirilmiş şekli (Kübra’ya teşekkürler sarımsak için) kullanıldı. Ama her şeyin sırası var. Kübra’nın sarımsaklarını zeytinyağında kısaca kavurduktan sonra 1/4 havuç dilimlerini ve ardından kapya biber doğramalarını(1/4) atıyorsunuz. 1/4 ler doğrama şeklini ifade ediyor. Havuçlar yarı yarıya yumuşayınca Kapya biberlerini ilave edeceksiniz. Ve hepsi kızarınca gerçek domatesi ilave edip altını kısacaksınız. Domates suyunu salacak ve en az 20 dakika sonra iyi bir sos haline gelecek. Bu arada diğer taraftan makarna üreticinin tarif ettiği şekilde hazırlarken bir ilave kapta İskobüt’ünüzü önce mühürleyip sonra yavaşça pişiriyorsunuz. Mühürlemeyi bilmiyorsanız internetten öğrenebilirsiniz. Ama işin aslı şu; etin (balığın) dış duvarını öyle hızlı pişiriyorsunuz ki etin(balığın) içi pişerken su kaybetmiyor. İkinci denemenizde kesin yapabileceksiniz. Sonuçta dışı kızarmış, içi sulu olmalı. Yapamazsanız çağırın beni. Ve tabakta hepsi birleştirilmiş olmalı.

İşte gerçek eşlik. Elbette daha iyileri var ama fiyat kalite dengesi hala en iyi bu şarapta. Her şeyi birleştirince artık düşünme zamanı.. Sosun derinliklerine dalmışken şarabınızı ihmal etmeyin ama tüm bu hedonist hazırlığın ötesinde kentimizde başka bir paralel yaşam olduğunu da hatırlayınız.

Kimse kendini anlık suçlu hissetmemeli. Ama suçluyuz..Bu görüntü, genç bir çocuğun saat 14:00 gibi Teşvikiye’de kahveler meydanındaki hali sizi bir felaketin içinde olduğumuz düşüncesine itmemeli ama herkes acaba eşiğindeyiz mi diye düşünmeli. Bu çocuk burada kıvrılmışken benim İskorbüt’lü makarnam solda sıfır. “No chain is no stronger than its weakest link”. Neyse şiir ve müzik ile bağlantı kuramaya çalışalım. Hayatta her şey isteseniz de istemesiniz de bağlantılı. Acaba öldürmek eylemi fiziksel olmanın ötesinde geleceğini çalmak olarak düşünülmeli mi? Acaba NH’in şiirinin güncel uzanımları olabilir mi: https://www.youtube.com/watch?v=wiaEFg1zaTc.

Kapitalist reflekslerimizle bir kez daha düşünelim lütfen. Geleceğe hazırladığımızı düşündüğümüz dünya gerçekten geleceğe mi hazırlanıyor, yoksa kendini yok etmeye mi? Bir tarafın olanaklarının artması sadece diğer tarafın sonunu mu hazırlıyor?

Doğa kanmayacaktır…


Discover more from Korkud Demirel

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a comment