Ne düşüneceğim, yine riyakarlık ve yenilmişlik.
İsterseniz makarnadan başlayalım. Bu defa uzak doğu mantarlı ve ahtapotlu makarna hazırladım. Malzeme:
- Uzak doğu mantarları Çin veya Japon marketlerinden alınır. Ben Hong Kong dan getirmiştim, ama çok da önemli değil Kayın veya Kestane mantarı da olur.
- Ahtapot, Beşiktaş’da Derya balıktan. Serkan çok konuşur ama tatlı konuşur. Aldığınız ahtapotun eşsiz olduğunu ve önünüzdeki 50 yıl boyunca bir daha yiyemeyeceğinizi hissettirir. Ama kazıklamaz.
- Domates, Nevin Demirel’in bahçesinden, O da tohumların büyük kısmını sevgili hemşiremiz, gerçek hemşire “Çatlak Ayşe” den almıştı. Ayşe dünyadaki en iyi beş insandan biridir.
- Şarap Kayra’dan. Saklanabilecek seriden tabii ki milli ve yerli Boğazkere üzümlerinden.
- Kekik, Datça’dan Yunus Emre Demirel getirir.
- Zeytin, Marmara birlik XL boyutlu zeytinleri
- Zeytinyağı, Memecik zeytinlerinden sıkılmış, soğuk sıkım.
Önce şu milli ve yerli konusundan başlayalım. En milli ve yerli tohumlarımızı öldürüp Amerikan tohumları ile yeni kuşakları yetiştirmeye çalışanların milli ve yerli pazarlaması en hafif deyimi ile traji-komik. Birçok yabancı şirket fink atarken ve yerli tohumların köküne darı suyu ekerlerken yerli ve milli ironik oluyor. Ama kapitalizim her şeyin üstünde. Diğer bir deyişle kazanç uğruna her şey mübah, “aynen”.
Neyse mantar kurutulmuş ise bir gece önce içme suyu ile ıslatmanız lazım. Yaklaşık koyduğunuz suyun 2/3 ünü içine çekecektir. Artanını da makarnanın suyuna koyarsınız. Yerli mantar kullanacaksanız, yani arkadaşınızdan ayrılırken “bay” deyip kendinizi yerli hissediyorsanız bari kayın veya kestane mantarı denilen türünü kullanınız.
Kastamonu yerine Çin’den gelen yerli ve milli sarımsağınızı hala ulaşılabilen Güney Ege zeytinyağında güzelce çevirdikten sonra halka kesilmiş Kapya biberinizi(o da yerli ve milli) ekleyiniz ve yüksek ısının kavuruculuğunu hissettikten sonra mantarınızı ekleyiniz(Tabii bu işleri bir Tefal tavada yapıyorsanız iyice yerli ve milli ..). Haa bu arada gaz da Ukrayna’dan. Bolca koyacağınız domatesin salacağı su yetmez ise sosu beyaz şarap ile besleyiniz. Pişme süresi 20 dakika, kaynadıktan sonra düşük ateşte. Kekik, sadece altı kapatıldıktan sonra eklenmeli, yoksa sos acır. Tuz yok zira servis yapılırken üzerine siyak zeytin “bırakılacak”.
İşte burada yeniden sevgili dilimiz. Benim Türk dili öğretmenim Yalçın Demirtürk idi. Okulumuzda özel bir Türkçe sınıfı vardı, sınıfımızda da bir Türkçe kütüphanesi vardı ve Türk dili dergisi eksizsiz bulunurdu. Meraklısı için ben Tarsus Amerikan mezunuyum. Yalçın öğretmenimi liseden mezun olana kadar pek sevemedim, zaten o da sevilip sevilmemeye pek aldırmazdı, ancak mezun olup Tarsus’taki korunmuş özgürlüğümden dünyaya açılınca bana neler kazandırdıklarını anlayabildim. Çok iyi Türkçe konuşabiliyordum. Çok yaşa öğretmenim..
Bırakılacak nereden çıktı, Türkçe’de konulacak veya eklenecek denir. “Yunus Emre ve Türkçe” yılını duyuranların resmi hava yollarında “telefonlarınızı uçuş moduna getiriniz” , radyo reklamlarında da “alkol bazlı dezenfektan” kullanılmaktadır. Ayrıca sosyetik lokantalarımızda Hünkar beğendi (patlıcan beğendili kuşbaşı et) için patlıcan yatağında et sote denilmesi ayrı bir maskaralık. Bir de butona bastınız mı sizden iyisi yok.
Bu yazı çok uzadı ve sadece bu topraklara mahsus (endemik) üzümümüz bile bir Amerikan şirketi tarafından işleniyor, Atatürk’ün yazılmış biyografisi yok (Lord Kinross haricinde, o da bildiğim kadarı ile English). Kısacası ülkemizin değerlerine bile sahip çıkmakta pek de hevesli değiliz. Ayyaş olarak etiketlenen ülkemizin kurucusu gibi konu sadece alkol olduğu için aldırmayan aynı yöneticiler ülkemizin önemli bir değerini, ya da onların anların anlayacağı dilden “emtiasını” harcıyorlar.
Ancaaak, makarnayı hafif dişe gelir kıvamda pişirdikten ve çekirdeği ayıklanmış zeytini ve dağ kekiğini ekledikten sonra Memecik zeytinyağını üzerinde gezdirip servis ediniz. Kırmızı şarap iyi gider yanında. ‘Ful’ gövdeli, ‘tanenli’ ‘şambre’ edilmiş ‘monosepaj’ bir şarap olan resmini gördüğünüz ‘vintage’ iyi eşlik edecektir.
Nasıl atlamışım, yolunuz Kaş’a düşerse limana inmeden hemen önce solda Anadolu seramik atölyesini ziyaret ederseniz Sibel Düzel’in yaptığı her biri sanat eseri olan tabaklardan benim gibi edinebilirsiniz.
Son söz olarak, Nisan bu ülkede hep zor olarak addedilmiştir. Ben hayatımda bir çok kez hatamı kabul ettim. Bazen hatalı olmasam da kabul ettim zira karşı tarafın buna ihtiyacı vardı, zira kimin hatalı olduğundan ziyade işlerin nasıl düzeltileceği daha önemli idi. Hatalı olmayı kabul etmek ile ödün vermek başka şeylerdir. Siyasetin daha derin olduğu düşünülür ama bakın bu düşüncenin bizi nereye getirdiğine veya getiremediğine..
Yaşasın yemek pişirmek….
Aaaaaa, “aynen” i unutmuşum; Aynen kelimesini kullanmak fakir dil hakimiyeti demektir. Ana dilini bilmemek ve konuşamamaktır. Son bir nokta daha, haydi Türkçe’ye gıcığınız var, Türkilizce konuşmaya yatkınsınız, bari serpiştireceğiniz yabancı kelimeleri yetkin olduğunuz bir dilden seçiniz.
Yemek pişiriniz, düşünecek zamanınız olur.
Discover more from Korkud Demirel
Subscribe to get the latest posts sent to your email.

