Homo Sapiens tembeldir ama makarna…

Makarna ile insanlık arasında nasıl bağ kurulur ve bunu biraz sonra yapacağım gibi insanın açgözlülüğüne ve bunun teknik terimi olan kapitalizme bağlayacağımı iki saattir pişirmekte olduğum ve nefis olan makarna tarifimle anlayacaksınız.

Ama önce makarna:

İçerik:

Jumbo karides: Karidesin ucuz olduğu zamanda satın alınır, haşlanır ve dondurulur, kafaları ayıklanır ya da ayıklanmaz. Kafa dekoratif bir unsurdur. En kolayı kafaları baştan ayıklamak ve öyle haşlamak. Haşlamak dediysem patetes gibi değil. Kaynayan suda sadece 1 dakika; gerçek 1 dakika.

Domates: Domatesin en güzel olduğu Ağustos sonunda alınır (tercihen Çanakkale tarla) ve bütün olarak dondurulur. Buzluktan çıkarılınca kabuğu ile iri küpler halinde kesilir ve sos içerisinde eriyene kadar pişirilir.

Makarna: Gerektiğinde kendim yapıyorum ama kurutması zaman alıyor. Ve işin açıkçası hazırlar benim yapabildiklerimden daha diri kalıyor. Kaynarken nasıl da içinden kabarcıklar çıkıyor!!!!!IMG_2871

Hazırlama: Sarımsaklar Gemlik’ten gelen zeytinyağında (Bursa’dan ve seçilmiş zeytinlerden göz nuru ile) çevrilir, hafif rengi dönünce tatlı ve taze kırmızı biber eklenir, biberler erimeye başlayınca domates küpleri konulur. Bu aşamada, ama tam bu zamanda makarna suyu haşlanacak makarnanın iki katı olacak şekilde bol bol bol kaya tuzu ile ocağa konulur.  Tamamen kaynadıktan sonra konulan makarna üreticinin tavsiyesinden 1 dakika kısa haşlanır ve süzülür ama yıkanmaz. Makarnanın haşlanmasının son iki dakikasında ise sosun altı kapatılır ve kekik (tercihan dağ kekiği; Datça) ile karides eklenir ve demlenmesi beklenir. Karidesi çok pişmiş seviyorsanız daha erken ekleyiniz. Sosa tuz konulmaz, zaten haşlama suyunda yeterince var. Kırmızı şarap ise olmaz ise olmaz..Daha pişirirken ağızınızı tatlandırmanız çok önemli. Buraya açıklık getirmek zorunlu kırmızı şarap içilecek, sosa değil. Sosa koymak isterseniz ki gerekebilir, yani sos fazla suyunu çekerse 5 şişe kapağı kadar beyaz şarap koyabilirsiniz.IMG_2873

Sunum: Makarna, ortası çukur, yanakları geniş tabağa konulduktan sonra önce üzerine sos konulur ve ardından çekirdekleri çıkartılmış, tabak başına 8 adet zeytin ikiye ayrılarak konulur. Tabak; Sibel Düzel, Kaş (Limana inerken hemen solda, sanırım ismi Anatolia idi).IMG_2876

Yeme aşaması: Öyle alelade müzikle yenmez. https://www.youtube.com/watch?v=l_O_85-fYYQ&list=RDl_O_85-fYYQ&t=1  gibi ruhu gıdıklayan bir müzik olmalı yanında.Benim tercihim Elina Garanca dan birşeyler dinlemekti.IMG_2877

İçecek: Elbette kırmızı şarap. Kayranın Vintage serisi, özellikle de yerli üzümlerimiz (Öküzgözü, boğazkere monosepajları veya ikisinin kupajı) en iyi fiyat kalite oranını  veriyorlar. Ama daha ucuz isterseniz Pamukkale’nin Sava Premium da işinizi görür. Öküzgözü bir Elazığ üzümüdür, dolgun, azıcık tatlı ve lezzetli bir şarap üzümüdür. Endemiktir, tıpkı Boğazkere  gibi. Viki tanımı: Endemik, bulunduğu bölgenin ekolojik şartları yüzünden yalnızca belirli bölgede yaşayan/yetişen, dünyanın başka yerinde yaşama/yetişme ihtimali olmayan, yöreye özgü hayvan veya bitki türüdür. Latince endemos (indigenous) kelimesinden gelir ve “yerli” anlamında kullanılmaktadır. Boğazkere ise daha buruk, kekremsi ve son derece lezzetli bir Diyarbakır üzümüdür.

 

Makarna bahane, sistemi sorgulamak asıl amaç. Bildiğiniz uyduruk İtalyan makarnası bile yukarıda da anlattığım gibi ne kadar fazla emek ve planlama gerektiriyor. Ama tabii lezzet ve keyif aranıyorsa.  Emek, planlama, malzeme bilgisi, niyet ve zaman olmaksızın bu planı uygulamak mümkün değil. Yanında içilecek şarap bile 6 sene önce yapılmış.

Ama bunun yerine karides sosu ile sarımsak tozunu karıştırıp, küp kesilmiş domates konservesi ile aynısı olmaz mı? İşte kapitalizmin bize öğrettiği; herşeyin bir kolayı ve verimli yolu vardır. Verimin de kime yarayacağı iyice tartışmalı, çalışana mı yoksa güçlüye mi?

Yoktur, hiçbir şeyin kolayı yoktur, kolay olan başkasının hakkını gasp etmektir. Zaten kapitalizm de bunu  yasallaşmış şekli değil midir. Bilgi ve emek esastır, gerisi palavradır. Bu düşüncesiz sistem 300 yılda dünyayı ve insanlığı tüketti. Adını da endüstri devrimi koydu.

İnsan tembeldir, o nedenle kapitalizmin insan ruhuna en uygun sistem olduğu savunulur. Hukuk ile bağlantısı ise daha kafa karıştırıcı, onun için zeytinyağlı bamya tarifi vermem gerekecek.

Afiyet olsun..

 

 


Discover more from Korkud Demirel

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a comment