Sayısal değerler ne gösterirse göstersin, ne kadar ilerlediğimizi iddia ederlerse etsinler, vasatlar aleminde yaşamaya zorlanıyoruz. Art niyetli okuyucunun algılayıcılarını hemen kapatmaması için bir açıklama ile devam etmeliyim. Birincisi, bu durum ülkemize özgü değil ama bizim gibi az gelişmiş ülkelerde daha yaygın, ikincisi bu bir elitizm değil kapitalizim eleştirisi. Aslında şişman olmanın, trafik tıkanıklığının ve çok yaşama arzusunun da nedeni aynı. Yaşamımızda nitelikten ziyade niceliğe odaklanmış, daha doğrusu kutsamış ve bu yönde önündeki her engeli kırıp geçirmeyi marifet sanan vahşi bir yaşam tarzının esiri olarak yuvarlanıyoruz. İşin traji komik tarafı bu sürüklenme ne din, ne dil ne de vicdan tanıyor. Ve, tamamı toplum mühendisliği için kullanılıyor.
Peki sabah kahvaltısından buraya nereden geldim. Sabah kalkınca, karım sokakta Adalet aramaya çıktığı için kızımla baş başaydık, 400 sıcaklıkta beyinim biraz tutukluk yaptıktan sonra çayımı hazırlayıp kahvaltı etmek için yola çıktım. Tam bir yola çıkış oldu bu sandviç hazırlama, çünkü önce ülke, ardından sistem ve nihayetinde yaşadığım yüzyıl eleştirisine döndü.
Sandviç kısmı basit, alttan üste sırasıyla kızarmış fındıklı üzümlü ekmek dilimi(sanırım belediyenin en iyi yaptığı iş), tuzu alınmış (bir gece önce içme suyuna konularak dolapta 12 saat bekletilmiş) ve kızartılmış Hellim peyniri, yatay düzlemde kesilmiş ve çeper genişliği peynirin uzun kenarından uzun olmayan domates dilimi, üzerine dağ kekiği ve tuz ile lezzetlendirme ve en tepesine ise iri bir zeytin. Her şey yerleştirildikten sonra zeytinyağı (sızma, ve mümkün ise ilk sıkım) ile dokunuşun ardından çay ile servis. Çay deyip geçmeyin sakın o da 1/1 oranında yerli siyah çay(aromasız) ile Earl Grey (bergamot aromalı) karışımı. Bu arada ihmal edilmeyecek önemli bir ayrıntı ise herşeyin lezzetini tam olarak alabilmek için eşlik eden müziğin dikkatlice seçilmesi gerekir (Ben Vengerov dinlemeyi tercih etmiştim).

Hellimin tuzunu alıp domatese tuz eklememi yadırgayanlar olabilir ama tuzun peynirde değil de domateste olmasını istiyorsanız başka yolu yok.
Sandviçin lezzetli olabilmesi için malzemeden çalmamak ya da kaliteli malzeme kullanmak gerekiyor. Tabii kaliteyi de değerlendirebilecek maddeler bilgisi lazım. Bu basit kuralı toplum mühendisliği için kullandığınızda sandviçten çıkıp buraya nasıl gelindiğini anlarsınız. Şimdi de işte, işi fazla kiloya bağlama zamanı. Küçük ve kaliteli yemektense vasat ama çok yiyince kilo alınıyor, en azından ben öyle alıyorum. Bunu ilk kez bir hamburgercide 25 kuruş fazla verip, aldığımın iki misli içecek verdiklerinde farkına varmıştım. O “daha çoğuna sahip olmanın dayanılmaz zevki” 700 kalori olarak önce sindirim sistemime oradan da yağ olarak depolanmak üzere göbeğime gönderilmişti. Bu faydacı aç gözlülük, her şeyden artı değer yaratma dürtüsü aslında büyük ekmekli ve kötü peynirli, domates ve zeytinyağı yerine marul yaprağına bizi teslim eden dürtü. Daha bir çok şeye de teslim etti ama yer dar. Aslında küçük kaliteli sandviç ile büyük ekmekli kötü sandviçin maliyetleri aynı.
Biraz da çaydan dem vurayım bitirmeden. Hindistan’dan orta Avrupa’ya kadar çayın yayılmasında (bu geniş coğrafyadaki her ülkede çaya çay denir, Rusya dahil) mütevazi katkısı olmuş ülkemde en önemli çay işleyicilerinden biri İngiliz’dir ve çayı lezzetlendirmeyi ondan öğrenmişizdir. Dev bir çok uluslu şirketin uzantısı olan bu marka bize çaya Bergamot yağı katmayı öğretmiştir. Bilgiye ulaşmanın yasak olduğu bir ülkede internet ansiklopedileri yasaklandığı için bunun kökenini öğrenmekte zorlanmayın diye İngiliz arkadaşlarımın yardımı ile edindiğim bilgiyi aşağıya kopyalıyorum.
” Adını 19. yüzyıl Britanya başbakanlarından 2. Earl Grey’den almıştır. Earl Grey’in bu özel tatlı çayı diplomatik bir hediye olarak aldığı söylenir. Bir diğer söylentiye göre, çay, bir Çin Mandarini tarafından, oğlunun Lord Grey’in adamlarından biri tarafından boğulmaktan kurtarılması üzerine hediye edilmişti.
Lord Grey çayı o kadar çok sevmiş ki, çay tüccarı Twinings şirketinden buna benzer bir çay hazırlamasını istemiş. İlk “Earl Grey” çayı, Twinings tarafından İngiltere’de satılmış. Twinings’in Earl Grey harmanı; Çin, Hint (Darjeeling), Seylan ve Lapsang suçong çayından oluşan, sert bir siyah çaydır.
Yasaklanan bu kaynak Bergamotun bilimsel isminin Citrus bergamia olduğunu veriyor ve bergamia nın Bergama olabilir mi araştırması ise hiç ummadığım bir yere varıyor: ”Bergamot ismi Türkçe “Bey Armudu” sözcüğünün bozularak önce İtalyanca’ya (Bergamotta) ardından da Fransızca’ya (Bergamote) geçmesiyle oluşmuştur.” Yine İngiliz arkadaşlarım sağolsun. Bu arada bilmeyenler için Adana -Mersin de Bergamot bol bol bulunur ve ekşi olarak kullanılır, hatta Antalya’da da çok güzel reçeli vardır.

Son söz, bilgi ne eğlenceli bir şey değil mi? Sabah kahvaltısından Bey Armudu’na getirdi bizi. Sandviçe bakacak olur isek daha nerelere gideriz, çünkü o da bir Earl (Kont).
Öğrenme özgürlüğü ve bilgi bence de engellenmeli, bakın sabah duyulan açlık nerelere gitti. Maazallah..
Meraklıları için <Sandwitch>: ”It was named after John Montagu, 4th Earl of Sandwich, an 18th-century English aristocrat. It is said that he ordered his valet to bring him meat tucked between two pieces of bread, and others began to order “the same as Sandwich!”
Sabahtan kalan çay ise buzlu çay olarak değerlendirilir. Sabah çayı demlerken buzluğa konulan yarı dolu bardağın buz tutan kısmının üzerine konulan çay demi nefis görüntülere ve lezzetlere zemin hazırlar.

Discover more from Korkud Demirel
Subscribe to get the latest posts sent to your email.